Ekoloji Gelişmelerinde Bu Hafta

Denizli’de Tavas ilçesi Avdan Mahallesi’nde Avdan Madencilik tarafından kurulması planlanan 300 MW’lık termik santrale karşı tepkiler sonrasında AKP Denizli Milletvekilleri ve Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, projesinin durdurulduğunu açıklamıştı. Bölge halkı projenin durdurulması değil iptal edilmesi için mücadelesine devam ederken projenin mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle şirkete iade edildiği öğrenildi.

Kazanım elde edilinceye kadar stkların birleştiği çatı platform Avdan Platformu ve yerel halk mücadeleye gerek sosyal medya kampanyalarıyla gerek hukuki süreç takibiyle devam etti. Proje iptal edilmesine rağmen maden arama faaliyetlerine devam edildiğinden mücadele bileşenleri mücadelenin sürdürüleceğini ve dernekleşme yoluna gidileceği belirtiyor.

Kirazlıyayla köyünde maden işleten ve flotasyon tesisi yapmaya çalışan Meyra adlı şirket, yurttaşların tüm itirazlarına rağmen jandarma eşliğinde çalışmalarını sürdürüyor. Kaymakam, jandarmanın sık sık cezayla tehdit ettiği ve çalışma yapılan bölgeye girmesi yasaklanan köylüleri önceki gün görüşmeye çağırdı. Edinilen bilgiye göre görüşme 1 buçuk saat sürdü. Köylülerin iddiasına göre Kaymakam Seyitoğlu, köylüleri provokatörlükle, toplumu terörize etmekle itham etti. Protestoların sürmesi halinde herkese 3’er bin lira para kesileceğini söyledi. Kaymakam, cezaların ödenmemesi durumunda ise ilçe tarım müdürlüğünün köylülerin arazilerine el koyacağını ifade etti.

Kaymakam, jandarma baskısına rağmen Kirazlıyayla’da mücadele sürüyor. Yağmur, çamur, sokağa çıkma yasağı dinlemeden sokakta yaşam alanını savunan köylüler müdahalelere ve tehditlere karşı tepkilerini vermekten çekinmiyorlar. Yöre sakinlerinden Recep Sarı’nın şu ifadesi köylülerin tutumunu özetliyor;  “Para cezasıyla tehdit ediyorlar ama tesis yapılırsa olan tüm varlığımız zaten gider. Benim parayla pulla, araziyle de işim yok. Ben toprağımı, temiz havamı korumak istiyorum.

hidroelektrik enerji

Kanyon Yenilenebilir Enerji Üretim tarafından Antalya Manavgat’ta 2013 yılında faaliyete geçen hidroelektrik santralına (HES) ilişkin kapasite artışı başvurusunda nihai ÇED raporu hazırlandı. ÇED olumsuz kararı verilmesi gerektiğini belirten Gençler köyü muhtarı Hüseyin Coşar, “Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü görüşlerimizi sordu. İtirazlarımızı belirttik, köyde imza topladık” dedi.

Çenger Çayı üzerinde 3 ayrı santral ayrı santral düşünülmesine rağmen tek bir santral gibi projelendirilen Çenger I-II-III regülatörleri ve HES’ler için kapasite artışı planlanıyor. Çenger I regülatörü ve HES, 2013 yılında faaliyete başlarken, Çenger II, III regülatörleri ve HES tesislerinin inşaatına ise daha başlanmadı.

Tamamı tarım ve orman alanları üzerinde kurulu projeler için önce Antalya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından ÇED gerekli değildir kararı verildi. Kararın ardından sadece Çenger I projesi hayata geçirildi. Şirket, dosyasında belirttiği üzere ‘kredi’ alabilmek için yeni bir ÇED süreci başlattı. Bölgede tarım ve hayvancılık ile geçinen yurttaşların tüm itirazına rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ÇED olumlu kararı verildi.

Çevre örgütleri ve meslek odaları Adana’nın Yumurtalık ilçesi Sugözü Kumsalı’na yapılan ve ithal kömürle çalışacak Hunutlu Termik Santralı inşaatının bir an önce durdurulması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na çağrıda bulundu.

Bilimsel veriler kurulması planlanan termik santralin Adana’nın havasının kirliliği tölere edemeyeceği noktaya geleceğini gösteriyor olmasına rağmen ÇED olumlu kararı verilmiş olması verilen kararın bilimi değil bahsi geçen Çin merkezli şirketin çıkarını temel alarak alındığını göstermektedir. Sermaye artırımı hedefiyle planlanan, ekosistemleri ve sosyal maliyeti gözetmeyen pek çok proje ÇED olumlu raporları hazırlanarak siyasi erk tarafından meşrulaştırılıyor. Hunutlu Termik Santral projesi bunlardan yalnız biri. Adana’ya Temiz Hava kampanyasını yürüten 17 ekoloji örgütü bu gerçekliği bir kez daha gözler önüne seriyor.

https://www.birgun.net/haber/termik-santrala-tepkiler-buyuyor-adana-hava-kirliligine-doydu-303177

Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden olan, doğal, tarihi ve kültürel zenginliklerle her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan Kuşadası’nın simgesi Güvercinada Kalesi, Kuşadası Belediyesi tarafından ‘Ceneviz Ticaret Yolu’nda Akdeniz’den Karadeniz’e Kadar Kale ve Surlu Yerleşimleri’ dosyası kapsamında yapılan başvurunun Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca UNESCO’ya sunulmasının ardından yapılan değerlendirme neticesinde Dünya Mirası Geçici Listesi’ne girmeye hak kazandı.

Birçok doğal ve kültürel mirasın yönetmelik değişikleriyle ranta açıldığı bu dönemde Güvercinada Kalesi’nin UNESCO tarafından koruma altına alınmış olması sevindirici olmakla birlikte aynı şekilde kültürel mirasın Türkiye yasalarında da koruma altına alınması gerekmektedir.

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/05/31/guvercinada-kalesi-unesco-listesinde/

Ordu Çevre Derneği Yönetim Kurulu Altınordu kıyı dolgusu ve Gülyalı’da çevre yolu için kumsalda yapılmak istenen döner kavşak için açtıkları davaların bilirkişi heyetlerinin raporlarının haklılıklarını ortaya çıkardığını belirtti.

Ordu Çevre Derneği Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül, yönetim kurulu adına yaptığı açıklamada, “Ordu Altınordu İlçesinde Rıhtım ile Melet Irmağı arasında yapılmak istenen Kıyı Düzenleme ve Rekreatif Amaçlı Dolgu Projesi için lehimize rapor hazırlayan ilk bilirkişi heyetine itiraz edilmişti. İkinci heyet de lehimize rapor düzenledi. Ayrıca Gülyalı-Giresun Çevre Yolu Projesi’nin Gülyalı bölümünde kumsala yapılmak istenen dönerli kavşakla ilgili de bilirkişi heyeti lehimize karar verdi. Haklılığımız tescillendi. Sıra mahkeme kararına kaldı” dedi.

Birçok bölge için verilen, bilimsel verilerle uyuşmayan ÇED olumlu raporlarındaki birçok hatalı ve eksik veri ekoloji mücadelesi yürüten gönüllü uzmanların incelemeleri sonucu ortaya çıkıyor. Buna karşın yerel halklar ve ekoloji örgütlerinin hukuki yola başvurması sonucu tarafsız ve gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra elde edilen sonuçlara göre hazırlanan bilirkişi raporları mahkeme kararını önemli derecede etkiliyor, ÇED olumlu raporunun iptal edilmesi birçok bölgenin ekolojik yıkımdan kurtulmasını sağlıyor.

 https://www.evrensel.net/haber/405618/orcev-altinordu-kiyi-dolgusu-ve-gulyali-cevre-yoluna-itirazlarina-bilirkisi-onayi

Yassıada

27 Mayıs 1960 darbesinin ardından 592 kişinin yargılandığı ve bu yargılamaların sonunda Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idamına karar verildiği Yassıada, darbenin 60. yılında “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” denilerek törenle açıldı. Erdoğan törendeki konuşmasında “Hukuk ve adalet ayaklar altına alınarak idama gönderilen milletin bu üç adamı değil, bizatihi milli iradenin ta kendisi olmuştur” ifadelerini kullandı. Öte yandan Adalar Savunması, adanın dönümüne ilişkin “Tarih ve doğa katliamı” açıklamasını yaptı.

Açıklamada iddiaların ve televizyonlarda gösterilen reklam spotlarının aksine, İstanbul’un ve Marmara Denizi’nin kentsel mirası bakımından büyük önem taşıyan Yassıada’da arkeolojik ve tarihi kalıntıları üzerinde vinçler ve dozerler gezdirildiği belirtilirken, manastır, zindan, liman ve sarnıç yapılarının yıkıldığı aktarıldı.

Yassıada’nın tarihsel öneminin bilinmesinin yanında doğal ve kültürel dokusu tahrip edilerek Demokrasi ve Özgürlükler Adası’na çevrilmesi kültür miraslarının özenle korunması yükümlülüğünü ihlal eden bir çalışma olmuştur. Tarihi günümüze taşıyan, kolektif hafızanın bir parçası olan her tuğla, her taş eşsiz bir değere sahiptir ve korunup geleceğe aktarılmalıdır.

https://www.evrensel.net/haber/405750/demokrasi-ve-ozgurlukler-adasi-tarih-ve-hukukun-uzerinden-vinc-gecti

Dilovası’nın son yeşil alanlarından biri de yok ediliyor. Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir’in seçim beyannamesinde sözünü verdiği ‘tır parkı projesi’, halkın zeytinlik bölgesi olarak tarif ettiği 100 dönümlük alan üzerine inşa edilecek. Bölgenin en büyük lojistik merkezi olarak tanıtılan alanda Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin iş makinaları kazı çalışmalarına başladı.

Bölgede başlayan çalışmaları görüntüleyen Ramazan Sezen isimli vatandaş, çalışmaların sokağa çıkma yasağının olduğu günlerde başladığını söyledi. Dilovası’nın son yeşillik alanlarından birinin de yok edildiğini söyleyen Sezen, “Dilovası’nın zeytinlik bölgesi olarak bilinir burası, zeytin ağaçlarının olduğu yeşil bir alan. Burada birkaç gündür yeşil alan yok edilmek suretiyle düzenleme çalışması yapılıyor. Tır parkı projesi yapıldığı bilgisini aldık. Umarım toplumun vicdanı harekete geçer de buna izin verilmez” ifadelerini kullandı.

Aslında bu proje üzerinde Dilovası Belediyesi bir süredir çalışmalarını sürdürüyordu. AKP’li Belediye Başkanı Hamza Şayir, temasları sonrası Kuzey OSB bağlantı yolu üzerinde TOKİ’ye ait 50 dönümlük araziyi geçtiğimiz aylarda ilçeye kazandırmış ve buraya tır parkı yapılacağını açıklamıştı. Daha sonra bu alanın yanında yine 50 dönümlük bir alan, Tarım ve Orman Bakanlığından kiralandı. Böylelikle 100 dönüm üzerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesinden de destek alınarak tır parkı çalışmalarına başlandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Dilovası’ndaki zeytinlik arazilerini yerel ekosistemi yok edecek bu proje için Dilovası Belediyesi’ne kiraya vermesi kabul edilemez. Bakanlık ormanların, arazilerin bulundukları ekosistemleri sürdürmelerinden sorumludur. Belediye ise şehir planlamasında kamu yararı ve ekolojik dengeyi eşit oranda gözetmelidir. Yerel halkın geçiminde önemli yeri olan, bölgenin ekolojik dengesinin de bir parçası olan zeytinliklerin bir otopark için yok edilmesi girişimi hiçbir yönden meşruiyet barındırmayan bir faaliyettir.

https://www.evrensel.net/haber/405660/dilovasida-yesillik-alana-tir-parki

Nikita Deresi

Ayvalık’tan geçip Sarımsaklı sahiline dökülen Nikita Deresi’ndeki kirlilik yurttaşlara isyan ettirdi. Ayvalık Tabiat Platformu deredeki suların siyah renk almasına bir zeytin işletmesinin kara suyunu boşaltması neden olabileceğini belirterek çeşitli kurumlara sorumluların bulunması için başvurdu.

Denetimsizlik, cezasızlık gibi sebepler sonucu ülke genelinde birçok fabrika atıklarını derelere bırakıyor. Çoğu zaman yerelde içme suyu olarak da kullanılan dere suyundaki toksik maddeler hem insan sağlığını, hem de insan dışındaki yaşamı tehdit ediyor. Birçok su canlısının ve bitki çeşidinin sonunu getiren dere kirliliğiyle mücadele eden ekoloji platformları araştırmaları sonucu sık sık devlet kurumlarının su kirliliği tespiti yapmadığını ve ilgili fabrikaların atıklarını denetlemediğini öğreniyorlar. Nikita deresindeki kirlilik de Ayvalık Tabiat Platformunun gündeme getirmesi sonucu kamuoyuna yansımış bulunuyor. Yerel halk ve platform yetkilileri görevlerini yapmaya çağırıyor.

https://www.evrensel.net/haber/405999/sarimsakli-sahiline-dokulen-nikita-deresi-simsiyah-akti

Tüm Üretici Köylüler Sendikası (Tüm Köy Sen) Giresun Temsilcisi Orhan Kara, Giresun’un Espiye ilçesinde orman kesiminin yapıldığını belirterek, “Ormanlar hem geçim kaynağı olarak hem de ekolojik denge için önemli. Korunması gereken ormanlar kesiliyor” diyerek tepki gösterdi.

Sendikalarına Espiye üyelerinden gelen bilgi üzerine Espiye Orman Müdürlüğüne bilgi edinme yasası gereği yazı gönderip bilgi istediklerini vurgulayan Orhan Kara, “Espiye’de ne oluyor? Bu ormanlar neden kesiliyor? Ormanların yok edilmesinin sonuçları kimsenin umurunda değil mi? Böyle bir zarar verilirken ilçeyi yönetenler, ormandan sorumlu olanlar ne yapıyor?” sorularını yöneltti.

Türkiye’de ormanların kesilerek, yakılarak yok edildiği belirten Kara, “Maden, taşocağı, HES, turizm gerekçeleriyle ormanlar yok ediliyor. Yetmiyor, Espiye’de olduğu gibi ticari kazanç için de kesimler artmaya başladı. Ormanlar yaşam kaynağımız. Korunması gereken en önemli alanlardır. Betonlaşmanın hızlandığı bu dönemde ormanlar oksijen kaynağımız; hava kirliliğine karşı güvencemiz. Bu gerçekler varken orman kesimine göz yumulması, izin verilmesi, kabul edilemez. Espiye’deki orman kesimi durdurulmalı, kesenler hakkında soruşturma açılmalı. Sorumlular yargılanmalıdır” dedi.

Ormansızlaşma dünya çapında hızla artarken Türkiye’de gerek rant yangınlarıyla gerek ihmalle gerek HES, maden ocağı gibi talan projeleriyle ormansızlaşmadan nasibini alıyor. Özellikle pandemi sürecinde sokağa çıkma yasaklarından yararlanılarak ağaç kesimleri sessiz sedasız yapılmaya çalışılsada yerel halk tepki üretmede gecikmiyor. Bu sayede bir çok orman tahribatı gündeme geliyor ve kamuoyu baskısı sonucu işlemler durduruluyor.

https://www.evrensel.net/haber/406057/tum-koy-sen-espiye-ormanlarini-kimler-neden-kesiyor

Akkuyu Nükleer Santrali’nin saha zemininin tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi ile santral inşaatında çalışan işçilerin sağlık durumları için Danıştaya başvuru yapıldı. 29 Mayıs’ta Danıştaya temyiz başvurusuyla saha zeminin altının boş olduğunun tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesini talep ettiklerini dile getiren Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri Gönüllü Avukatı İsmail Hakkı  Atal, “Danıştaya 29 Mayıs’ta sunduğumuz dilekçeyle, Ankara 12’nci İdare Mahkemesinin, İdari Yargılama Usulü Kanununa aykırı olarak keşif ve bilirkişi incelemesi yapmadan, kanun hükümlerini uygulamadan bitirdiği yargılamadaki bu eksikliğin giderilmesini talep ediyoruz. Keşif ve bilirkişi incelemesi talebimiz; zemin betonu çatlayan Akkuyu sahası zemininin nükleer bir facia yaşanmasına neden olabileceğinin tespiti ve koronavirüs salgını sırasından inşaatı devam eden Akkuyu nükleerdeki işçilerin sağlık durumunun tespitine yöneliktir” dedi.

Danıştay 14’üncü Dairesi de naip hakim vasıtasıyla Temmuz 2016 ve Aralık 2016’da yapılan keşiflerde zemin etüdü yapılmadığını aktaran Atal, zeminin nükleer santral yapmaya uygun bir zemin olup olmadığı anlaşılamadan keşif ve bilirkişi incelemesinin sonlandırıldığını anımsattı. “Türkiye’nin Akkuyu Nükleer Santralinden üretilecek elektriğe ihtiyacı da yok” diyen Atal, Akkuyu projesinin zemininin altının boş olduğu Danıştay tarafından keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, bu projeden vazgeçilmesini istedi.

Birçok STK yıllardır Akkuyu Nükleer Santral projesinin yapımına karşı mücadele ediyor. Projenin hayata geçirilmesinde birçok hukuksuzluk mevcut olmasına, bunun yanında ekolojik anlamda geri dönülemez birçok felakete yol açma potansiyeli taşımasına rağmen proje inşaatı hukuksuz bir şekilde devam ettiriliyor. Ekoloji Birliği’nin derlemesinde projenin tüm olumsuzlukları sıralanmış.

https://www.evrensel.net/haber/406089/akkuyu-nukleer-santralinin-incelenmesi-icin-danistaya-basvuru-yapildi

İstanbul Milletvekili Oya Ersoy Meclis Başkanlığı’na, Çevre Haftası’nda doğanın yağmalanması ile çevre kirliliğinin pandemi ile ilişkisini araştırmak için bir komisyon kurulması amacıyla araştırma önergesi sundu. Ersoy, Türkiye’de ilk vakanın açıklandığı 11 Mart 2020 tarihinden itibaren enerji ve maden alanlarında 20 projeye ÇED olumlu raporu verildiğini, Türkiye’nin 7 bölgesinde doğayı talan eden projelerin çalışmalarının devam ettiğine dikkat çekti. Ersoy, “Salgın döneminde çalışmasına devam edilen, ihalesi yapılan veya çalışmalarına başlanan ve doğayı tahrip eden projelerin, salgın koşullarında bile devam ettirilmesinin canlı yaşamına etkilerini araştırmak ve önlem planı hazırlanması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu oluşturulmalıdır” dedi.

https://www.evrensel.net/haber/406104/oya-ersoy-doganin-yagmalanmasi-ile-pandemi-arasindaki-iliski-arastirilsin

Proje dosyası

Dünyada kendi kendini temizleyebilen ender körfezlerden birisi olarak bilenen Saros Körfezi’nde Sazlıdere köyü yakınlarına yapılmak istenen doğal gaz boru hattı ve limanı ile ilgili ÇED sürecinin yeniden başlamasına tepkiler devam ediyor. 

Geçtiğimiz yıl gündeme getirilen projeye karşı dava sürecinde yurttaşlar tarafından verilen bilirkişi raporunda da projenin ÇED Raporundaki birçok eksikliğine dikkat çekilerek ÇED olumlu kararının aleyhinde görüş belirtilmişti. Mart ayında açıklanan Edirne İdare Mahkemesi kararında BOTAŞ şirketi tarafından yapımı planlanan projenin kamu yararına, hukuka ve bilime aykırı olduğu ortaya konarak ÇED Raporu iptal edilmişti. 

Trakya Platformunun, yörede yaşayan yurttaşların yoğun tepkilerine rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığında yapılan İDK toplantısında ÇED raporu son şekli verilerek kabul edildi. Bu haliyle halkın görüş ve önerilerine açılan raporla ilgili geçtiğimiz günlerde yapılan sosyal medya kampanyasına ilgi yoğun oldu. Türkiye’nin üçüncü gündemine kadar yükselen #SarosumaDokunma başlıklı Twitter eylemine birçok ünlü sanatçı, edebiyatçı, siyasetçi ve bilim insanı da destek verdi. Gerek sosyal medyada gerek platformların süreci birebir takibiyle projenin iptal edilmesi yolundaki mücadele sürüyor.

https://www.evrensel.net/haber/406302/sarosa-lng-limani-projesine-karsi-tepkiler-suruyor

dereden numune alınıyor

Lüleburgaz’da sanayileşme ve denetimlerin yetersizliği nedeniyle 30 yıldır fabrika, sanayi ve hayvansal atıklarla kirlenen Lüleburgaz Deresi için Lüleburgaz Emek ve Demokrasi Platformu harekete geçti. Lüleburgaz Belediyesi’nin dereden numune almasının ardından Lüleburgaz Emek ve Demokrasi Platformu da numune aldı.

Görünüm gazetesinden Tansu Edip Gökbudak’ın haberine göre Lüleburgaz Deresi’nin temiz görüntüsüne ilişkin haberin ardından Lüleburgaz Belediyesi dereden numune aldı. Daha sonra Lüleburgaz Emek ve Demokrasi Platformu da dereden numune aldı. Platform adına konuşan DİSK/Gıda-İş Trakya Temsilcisi Cengiz Atlı, “Lüleburgaz Deresi sahipsiz değildir. Bu dere neden kirleniyor sorusuna cevap bulabilirsek Ergene Nehri’ne de yaşam kaynağı olan derenin nasıl bir canavar haline geldiğinin sorusuna da cevap bulacağız” dedi.

Lüleburgaz Deresi’nin ilçenin can suyu olması gerekirken çevresinde yaşayanları olumsuz yönde etkilediğini belirten Atlı, “Bu dere birkaç dereden oluşuyor. Ana hat Kaynarca. Kaynarca’dan buraya kadar dereler arıtmasız bir şekilde akıyor. Kaynarca ve Pınarhisar’a bir arıtma tesisi kuruluyor ama sadece orada kurulması da çok anlam ifade etmeyecek. Öbür yandan Lüleburgaz’a yaklaştıkça fabrikalar var. Fabrikaların çıplak gözle baktığımızda derenin rengini değiştirecek kadar kirlettiğini biliyoruz” dedi.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir