Eskişehir Kazandı! Termik Santral Projesi Danıştay Kararıyla İptal Edildi

Eskişehir’in Alpu ovasına yapılması planlanan ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin temyize götürdüğü kömürlü termik santral davasında Danıştay, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın kararını iptal ederek, santralin yapımına izin vermedi.
Evrensel’de yer alan habere göre, Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Eylül 2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan kararıyla Eskişehir Alpu Ovasında Termik Santral yapılması için EÜAŞ ile bağlı ortaklıklarına ait kömür rezerv alanının özelleştirilmesine karar verdi. ÖYK’nin bu kararına karşı TMMOB’ye bağlı odalar ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından dava açıldı.
Davaya bakan Danıştay 13. Dairesi ÖYK kararının hukuku uygun olduğu gerekçesi ile kararın iptali istemini reddetti. Bu kararı temyiz eden kurumlar ise özelleştirmeye konu taşınmazların yer aldığı Eskişehir Alpu Ovası’nın “Büyük Ova Koruma Alanı” içerisinde yer aldığı, bu alandaki taşınmazların marjinal tarım, özel ürün, sulu ve kuru mutlak tarım arazisi olduğunun altını çizdiler. Bütün bu gerekçelerin yanı sıra Alpu Ovasındaki alanın fiili ve hukuki durum itibariyle özelleştirme kapsam ve programına alınmasının Alpu Ovasının Büyük Ova Koruma Alanı olarak belirlenmesine ilişkin 12.12.2016 tarihli Bakanlar Kurulu kararına da aykırı olduğu ifade edildi. İtiraz dilekçesinde ayrıca konuyla ilgili devam eden pek çok dava olduğu, bu davalarda verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlar ile dosyalardaki bilirkişi raporlarında işlemin pek çok bilimsel ve teknik yanlışlıklar içerdiği belirtildi.

“TARIM BÜTÜNLÜĞÜNÜN BOZULACAĞINA TEREDDÜT YOK”
Davayı değerlendiren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (DİDDK) kararında özelleştirme kapsamına alınan alanın, Büyük Ova Koruma Alanı olarak belirlenen Alpu Ovası içinde kalması nedeniyle bölgenin en verimli tarım arazilerinin tarımsal bütünlüğünün bozulacağına tereddüt bulunmadığının altını çizdi.
DİDDK, termik santralle ilgili ÇED sürecinin de tamamlanmadığına dikkat çekerken, “termik santralde tüketilecek su miktarı, oluşacak kül miktarı gibi unsurların insan sağlığı üzerinde doğuracağı olumsuz etkilerin de tam olarak ortaya konmadığı anlaşılmaktadır” dedi. Bu gerekçelerle söz konusun alanın termik santral kurulması amacıyla özelleştirme kapsam ve programına alınmasının sayılı kanunla tanımlanmış özelleştirme amacı ile de örtüşmediğini işaret eden DİDDK, Alpu Ovasının Büyük Ova Koruma alanı olarak belirlenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararına da vurgu yaparak, ÖYK’nın kararında hukuka uygunluk görülmediğini dile getirdi.
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar vererek 13. Danıştay Dairesinin kararını oy çokluğu ile bozan DİDDK, ÖYK’nın ilgili kararını da iptal etti.

BÜYÜKERŞEN’DEN AÇIKLAMA
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, alınan bu kararın sevindirici olduğunu ve termik santrale ilişkin davalarda bir mihenk taşını daha aştıklarını belirtti.
Santralin yapımını ‘ihanet’ olarak değerlendiren Büyükerşen, “Bu ihanetin Eskişehir’e, bereketli topraklarımıza yapılmaması için büyük bir mücadele verdik, veriyoruz. Tüm işlemlerin başı olarak gördüğümüz bu alanların özelleştirmesine yönelik açmış olduğumuz davayı kazandık” dedi.

“Hem belediyenin, hem sivil toplum kuruluşlarının hem de Eskişehirlilerin bu kararın hukuksal düzlemde bozulacağına yürekten inandıklarını” ifade eden Büyükerşen, şunları söyledi: “Sonuçta belediye olarak temyize götürdüğümüz davayı kazandık. Danıştay aldığı kararla Özelleştirme Başkanlığı’nın kararının iptaline karar vererek, Eskişehir’e bu kötülüğün yapılmasına ‘dur’ demiştir. Bu kötü günlerde şehrimize, hemşerilerimize moral olacağını düşündüğüm bu karar için mücadele veren tüm kurum, kuruluş ve çevre dostlarına teşekkür ediyorum.”

Merkez kapitalist ülkeler sürdürülebilir enerji üretimine yönelirken üçüncü dünya ülkelerinde tam tersi bir eğilimle termik santraller, HES’ler, JES’ler mantar gibi çoğalıyor. Siyasi iktidarlar sermaye gruplarıyla işbirliğine girip üçüncü dünya ülkelerinin kapitalizmin arka bahçesi olmasına zemin hazırlıyorlar. Devlet ve şirket mekanizmalarının sınırsız büyüme paradigmasına hizmet edip imkan bulduğu her yerde doğa ve insan sömürüsüne devam ettiği bu dönemde halkın ve doğanın hiçbir faydasını gözetmeyecek, yalnızca fabrikaların daha fazla gereksiz meta üretmesine yol açacak enerji tesisi projeleri kuruldukları yerellerde hayatı yerle bir ediyor. Halk direnişleri ise bu yağmalara karşı gelebilmenin tek yolu.
Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye özelinde de yapılması planlanan projeler sessiz sedasız, yerel halktan olabildiğince habersiz şekilde hayata geçirilmeye çalışılıyor. Çoğu zaman ÇED(Çevresel Etki Değerlendirme) gerekli değildir kararı verilen projeler halk tarafından duyulduktan sonra ÇED süreci başlatılıyor ve ÇED olumlu kararı çıktığı takdirde yerel örgütlenmeler dilekçe çalışmalarıyla bu kararın bozulması yolunda tepki üretiyorlar. Devlet hazinesindeki enerji rezervleri ise özelleştirilerek enerji şirketlerinin kullanımına açılıyor. Eskişehir örneğinde olduğu gibi yerel halkın istikrarlı mücadelesi yerel yönetimleri ve hukuk mercilerini ranttan değil halktan yana hareket etmeye zorluyor. Özelleştirme kararları ve ÇED olumlu raporları kamuoyu oluştuğu ve gündem haline getirildiği takdirde bir bir bozuluyor. Kapitalizmin talanlarının son raddeye ulaştığı, dünya üzerindeki tüm türlerin yok oluş tehlikesiyle burun buruna geldiği bu günlerde örgütlü yerel mücadelelerle beraber ülke genelinde kamuoyu oluşturmak kazandırıyor.

KAYNAK: https://www.birgun.net/haber/danistay-dan-eskisehir-e-yapimi-planlanan-zehir-santrali-ne-iptal-karari-299815

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir